Yetişkin Olmak Yada Olmamak

Bir ergeni ne alıkoyar ergen kalmaktan ki yetişkinliğe geçer? Sadece yaşının ilerlemesi mi? değil elbette….

Genç yetişkin olma halinin ortaya çıkışı hemen her konuda olduğu gibi göreceli ve bireye özgü bir zamanlamaya tabi. Biliçaltının zamansız oluşu gibi ergenlikten çıkışında -- girişi gibi-- net bir zamanı yok. Yetişkin olma sürecinde bahsettiğimizde kimilerine göre ruhsal ve ekonomik manada kendi ayaklarının üzerinde durabilmek, kimine göre sadece barlara girebilmek. Yetişkin olmak çevresel ve hukuksal yönü ile de kendini hatırlatır artık kendi yaptıklarınızdan bizzat sorumlusunuzdur ve bürokratik işlerinizi kimsenin üstüne yıkamazsınız. Imzanız yeniden anlam kazanır. Hukuk dilinde “rüştünü ispatlamak” denir ama nasıl ispatlandiği konusunda pek de bir şey yazmazlar.

Birey olma sürecinin önemli halkalarından birini oluşturan bu dönem aslında bana çocukluğumuzdan kalan bir deneyimin tekrarlanmasını --ve/veya devamını--hatırlatıyor; çocuğun sakin, yalnız, kendi ile başbaşa kaldığı ve kendilik deneyiminin ruhsalliğa, bilinçaltına yer açtığı onların varlıklarını kabul edip kendi varlığına kattığı bu anları… Bu öznel oluşumun formu ve yapısının olmayışından (şekilsizliğinden) bahseder birçok yazar. Temsil edilemeyen bu öznel deneyim ergenliğe girişle sanki orada öylece bırakılmıştır. Çünkü ergen kendini, hayatı deneyimlerken zaten çok meşgul ve gereken sakinlikten uzaktır. Ergenlikten çıkışla beraber sanki aynı anların ardarda tekrarlanması bu kez hemen hemen bir ömür boyu sürebilecek o zaman ki şekilsiz haline şekil verebilme çabası olarak düşünülebilir. Bir kez daha sancılı bir dönem bitmiştir ve ikinci gizil döneme girilmiştir. Biliyoruz ki ergenlik boyunca bireyselleşme sürecinde yol katedilir ama bu bazen hiç bitmeyen süreç yetişkinliğin ilk yillarında da aynı ivme ile devam eder. Genç yetişkin, çocukluğundan bu yana yaşadığı deneyimleri tekrar anlamlandırırken, şekil verirken, kendi kararlarını aldığı (almaya çalıştığı) bir döneme girer, bir şeylerin kendi ait olmasını ister (aslında bu yanı ile de 2-3 yaşla da benzerlik gösterir.).

Ergenlikten çıkan birey fiziksel olarak da yatışmıştır ebeveyin temsilleri ile kendi vücudu arasında ki benzerliği keşfeder. Ergenlikteki sağlam çatışmalardan sonra artık yeniden fiziksel ve ruhsal olarak yapıcı bir özdeşleşim mümkündür. Dürtüsel sesler susmamıştır elbette ama tehdit oluşturacak kadar yüksek çıkmıyordur artık sesler. Cinselliğe yüklenen anlam değişirken alınan zevki düşleyebilme, düşünebilme kapasitesine vakıf olur genç yetişkin. Bu dönemi ikinci gizil dönem olarak görmemin bir başka nedeni de ilkinde öğrenmeye yapılan yatırım bu ikinci dönemde yetişkin hayatına, profesyonel hayata ve bazen aile kurmaya yapılır. Ne istedigine karar vermek bazen hic de kolay olmayabilir çünkü artık istekler genelde başkalarından degil kendi kendinden istenir. Karşı cinsle olan ilişkilerde gelecege yönelik planlar yapılabilir. Bu dönemde ötekine ayrılan yer çok önemlidir, ötekine özdeşleşimin kapıları açılır. Narsisik temel artık yeterince sağlamdır. Ötekinin gözünde de artık bir yetişkinsinizdir… Nasıl çocuk kendini ilk “ötekinin” gözünden görüyor ve bu temelden yola çıkarak inşa ediyorsa, bu “ötekinin” yada “ötekilerin” yeni yetme yetişkinin yetişkin olmasında ki rolü de önemlidir. Arayış ve sonuç arasında gidip gelen dinamik bir dönem olarak düşüncenin, muakeme yeteneğinin gelişimine de katkıda bulunur. Önceleri genç yetişkin kavramı ve hatta ergen kavramı yoktu, ya çocuktunuz yada yetişkin. Bugün durum daha farklı ergenlik ve yetişkin olmanın duygusal açıdan çok farklı olduğu herkezçe kabul ediliyor. Birinde keşif ve sınama, test etme, ötekinde kabullenmek ve karar vermek ön planda. Bu yüzden, çoğunlukla 17-18 yaşlarında verilmeye zorlanılan meslek seçimlerinin talihsizliğini tartışıyoruz. Aileye hem bağımlı hem de bağımsız olunan bu dönemde kişi kimi zaman çocuk gibi olmanın utancını taşır kimi zaman da sahte –miş gibi bir yetişkin olmanin rahatsızlığını duyar. Aslında tam da bu mudur genç yetişkin olmak? Bu ikisinin arasında mıdır? Bütün bu sorular bu dönemin aslında üzerinde çalışabilmek için ne kadar değerli, verimli olduğunu gösteriyor bizlere. Kendi yerini bulabilmek, ötekine kendinde yer açabilmek ve kendi sesini duyabilmek adına…

Gizem Erkay
Gizem Erkay

Kısa Kısa

Araştırmalar, öğrencilerin öğrenmek için en çok tercih ettiği “altını çizme” ve “tekrar tekrar okuma” yöntemleri çocuklarda ve lisans öğrencilerinde başarı şansını düşürdüğünü göstermektedir. Altını çizmek sonradan şematik bir şekilde özet çıkarmak için ilk basamak olarak kullanıldıgında verimli olduğu görülmektedir. 2. Kez okumak öğrenmek için önemli iken 2’den sonrasında verim düşmektedir. Sadece altını çizmek ve tekrar tekrar okumak muhakeme ve düşünmeyi desteklemediği gibi konular arasındaki bağlantıyı kurmayı da engellemektedir.