Ergenliğin Ayak Sesleri: Ön-Ergenlik

Duygusal gelişimde okulçağı ile ergenlik dönemi arasında kalan geçiş dönemine, yani takriben 11-14 yaş arasındaki döneme önergenlik (erinlik) adı verilir. Okul döneminin başladığı 6 yaşlarından 12 yaşına kadar olan dönemde çocuğun ılımlı, uyumlu, mantıklı, önceden tahmin edilebilen davranışlar sergilediği görülür. Ancak önergenliğe gelindiğinde, bu özelliklerin değişime uğradığı, tahmin edilemez olduğu, daha önceden yemek ve öz bakımında daha dikkatli ve özenli iken, bu döneme gelindiğinde çok daha talepkar oldukları gözlenir. Yine bu dönemde hazır yiyeceklere, aburcubura yönelir. Kısıtlamalar getirilirse izinsiz almaya çalışır.

Bu dönemdeki erkekler genellikle tuvalet alışkanlıklarında ve giyimlerine özen göstermezler. Bu dönem kendinden küçüklere zalim ve zorba davranışlar gözlemlenebilir. Cinsel meraklar su yüzüne çıkar. Bununla birlikte masturbasyon, kendinden küçük çocukları ayartmakve kendinden büyük oyun arkadaşlarını cinsel olarak uyarma, zarar verici davranışlar da bulunma ve hırsızlık gibi davranış biçimleride bu yaş grubun da yalnız ya da diğer akranlarla grup olarak yapılmasıyla ortaya çıkabilir. Kimi zaman bu düzensiz ve ben merkezli davranışları sonucunda yakın ilişkilerinde zorluklar yaşanabilir. Okula olan ilgisinin azaldığı, okul içinde konsantrosyonu sağlayamadığı, sorumluluklarına sahip çıkmadığı ve kurallara uymakla ilgili çeşitli zorluklar yaşayabilir. Dolayısıyla çevresine uyum sağlamakta zorlanabilir.

Bu dönemde ayrıca dürtülerin yükselmesi ile çocukluk dönemi cinsellik ve yıkıcılık dürtülerinin yeniden canlanır. İsteklerini gerçekleştirmek amacıyla davranışa dökmeler gözlenebilir. Kendi iç dünyasının ihtiyaçları ile dış dünyanın beklentileri arasındaki çatışmaları dengede tutmak zor olacak, kimi zaman aşırı tepki, fiziksel dışa vurumlarla bu baskı gözlenebilecektir. .

Bu dönemdeki içsel mücadeleler ve baş etmek zorunda kaldıkları duygusal süreçler göz önün de bulundurulduğunda bir anlamda rehberlik hizmetinin onların gelişiminde oldukça büyük bir öneme sahip olduğu görülmektedir. Ancak öğretmenler ve ebeveynler kendilerini geçmişteki uyumlu çocuk yerine baş kaldıran ve tepkisel bir gençle bir araya geldiğinde, onun içinde yaşadığı bu mücadelenin parçası olmak konusunda kendilerini güçsüz hissedebilirler. Ön ergenlik dönemideki gençler tavsiyeleri, eleştirileri, ödülleri veya cezaları çok umursamazlar. Artık kendisine göre ihtiyaçlarını karşılamak için yetişkin figürlerine ihtiyaç duymamaktadır. Fikirleri genel olarak anne-babalarından ve öğretmenlerinden farklıdır. Onların kendi kendisini algılayışı, kendini eleştirmesi doğrultusunda kendilerini ve davranışlarını değerlendirmeleri yetişkinlerin onay vermesinden ya da onaylamamasından daha önemlidir.

Ebeveynin genç üzerindeki gücünün etkisi kendi ebeveynine nasıl bağlandığı ve bu bağın ne kadar güçlü olduğuyla ilişkilidir. Ön ergenlik döneminde genç eski bağları koparmaya çalışırken bir yandan da ergenlik yıllarını şekillendirecek, bağlanabileceği yeni bir kişi arayışı içinde olur. Bu kişiler genellikle, liderler ya da güçlü tanınmış kimseler, kafa dengi arkadaşlar ve hayali kimseler olabilir. Ancak, bu ilişkilere de kendi bireysel özellikleri yansır, dolayısıyla bağlandığı kişi ve ilgilerde dalgalanmalar gözlenebilir. Gencin bağlandığı kişilere değersizleştirmesi geçmişte alabildiği ve gelecekte de alabileceği desteği almasını engeller.

Şebnem Orhan
Uzman Klinik Psikolog

Kısa Kısa

Matematiği sevmeyen ve zorlanan çocukların büyük bir çoğunluğunun çıkartma işleminde, daha da büyük bir çoğunluğunun kesirlerde takıldığı gözlenmektedir. Daha ilerleyen yaşlarda da bu alana yatırım yapmakta zorlandıkları düşünülmektedir. Bu zorlanmanın sebebinin eksik kalma, bölünme ve ayrılma gibi endişeleri de yansıtıyor olabilir.