Anneler ve Kızları: Ergenlik Dönemi ve Sonrası

Ergenlik dönemine gelindiğinde, anne ve kız çocukları bir önceki dönemin nispeten uyumlu ilişkisinden uzaklaşır. Her biri genellikle kendi yaş döneminin ihtiyaçları ve çatışmalarıyla uğraşmaktadır. Anne, kızı yetişkinliğe adım atarken onunla yakın bir ilişki içerisinde olmak isteyebilir. Kız çocuğu ise, anneye olan ihtiyacı ile otonomi kazanma isteği; özdeşim kurma ile farklılaşma ihtiyaçlarından dolayı annesine çelişkili duygular hissedebilir.

BAnne, kızının kendisinden mesafe alıp başka bir kişi olmaya çalışma çabası ve kendisinin bakımına daha az ihtiyacı olması ile kendini tehdit altında hissedebilir. Kız çocuğunun özgür olma isteği etrafındakilerle ama özellikle de annesiyle ilişkide muhalefet olmasına, annesine aşırı bir eleştirel almasına, kimi zaman bir araya gelmeyi ret etmesine ve sorumluluk almayı paylaşmayı ret etmesine neden olabilir. Eleştirel olmasındaki amaç anneye ihtiyaç duymamaya ve onunla özdeşim kurmamaya yöneliktir ve çabası “nasıl annesi gibi olmamaya” yöneliktir. Ancak bunun yanında annesinden başka bir kadını, öğretmenini, arkadaşının annesini ya da genellikle en yakın arkadaşını idealleştirip, onunla yakın ilişkiye girebilir. Böylece özlemini duyduğu önceden var olan anne-kız ilişkisinde yaşadığı sevgi ve yakınlığı yeniden yaratır.

Ergenlikle birlikte, kız çocuğunun vücudu da artık çocuk vücudundan bir yetişkine doğru bir gelişim gösterir. Doğal gelişimin etkisiyle cinsel heyecanı da artar. Oysa anne bu dönemde genellikle menopozun eşiğinde ve çoğunlukla bedensel ve ruhsal olarak hissettiği yaşlanma sürecinde olur. Anne, kendi vücudunun anne olma kapasitesini kaybettiğini hissetmesi ve kendi çekiciliğini ve arzulanabilirliğini sorgulamasına yoğunlaşabilir. Kimi zaman da cinsel ilgisinde ve arzulandığı hissinde azalma olabilir, bu da kendine olan özgüvenin sarsılmasına neden olabilir. Annenin kendisiyle ilgili yaşadığı bu süreç kızının yetişkinliğe geçişteki heyecanından zevk duymasını, endişe ve kafa karışıklıklarında yanında olup, destek olmasını engelleyebilir. Pamuk Prenses Masalındaki üvey annenin aynaya baktığında “Ayna ayna söyle bana var mı benden daha güzel bu dünyada?’’ sorusuna duymak istediği gibi gerçeğin aksine kızının gençliğine rağmen kendisinin en güzel olduğu cevabıdır. Gerçeğin ağırlığı içinde kendi incinmişliğini tamir etmesi çok da kolay değildir.

Annesi ile ayrılma ve bireyleşme sürecinde problem yaşayan kız çocukları ileriki yaşlarda romantik ilişkiler kurdukları kişiler ile sorun yaşayabilirler. Problemli bir ayrılma süreci yaşayan kız çocukları yakın ilişkiler kurmakta ilk etapta zorlanmaz fakat yeni bir aile, evlilik ve ev kurma durumu onlar için güçtür. Eğer kendi ailelerini, bireysel aşk hayatlarını kurarlarsa fantezilerindeki anneyi yok edecekleri düşüncesi onları korkutur. Otonomi ve bireysellik kazanabilmek ve olgun bir cinsel hayata sahip olabilmek için gerekli olan şey anne ile olan bağı yıkmak değildir. Kız çocuğunun kaçamayacağı durum kendisinin cinsel kimliğinin oluşmasında annesiyle özdeşleşmesi ve onu içselleştirmesidir. Yani onu benliğine alır ve kişiliğinin bir parçası haline getirir. Kız çocuk bilinçdışında annesinin tutumlarını ve kişilik özelliklerini içselleştirecektir. Bu yüzden anneler de kızlarına sağlıklı birer özdeşim yolu açmalıdırlar. Çünkü bir kız çocuğunun kadın olabilmesi, kadınlığı sevebilmesi için bilinçdışı bir süreç olan annesiyle ruhsal olduğu kadar cinsel olarak da yatırım yapabilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, kız çocuklarının annenin bedeninden ayrılması güç bir süreçtir. Ergenlik döneminde vücudunun gelişmesinin etkisiyle kız çocuğunun bedeni annesininkine benzemeye başlar ve bu farklılaşmama durumunun ortaya çıktığı evrede yeme bozuklukları ortaya çıkabilir. Yemek bozuklukları otonomi kurmayı resmeder ve anne ile aralarında yaşanan çözülemeyen problemlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.

Bu süreçte, yapılması gereken şey çocukluktan, ergenliğe ve yetişkinliğe geçiş sürecine paralel olarak ilişkilerinin de dönüşmesine izin vermektir. Bu yüzden anne ile kızın birbirlerinin ayrı öznelliklerine saygı duyabilmeleri yapabileceklerinin en iyisidir. Bu şekilde, anne ve kız diğerinin de zihni olduğunu hisseder ve ona göre hareket eder, beraberce karşılıklı tanımayı ve birbirleri arasında ilişkiyi yeniden yaratırlar. Bunu başaran bir anne-kız iki yetişkin olarak karşılaşmayı başarabilir. Yeterince sabır ve anlayışla beklendiğinde, şimdi yetişkin olan kızın yaşamda annesiyle daha yakılaştığı ve ona ihtiyaç duyduğu dönemler de gelecektir. Evlenme, çocuk sahibi olma gibi yaşam olayları anne-kızın farklı rollerde bir araya gelmelerine yardımcı olur. Annesi gibi doğurabilmek bir kadının annesiyle olan rekabet ve ayrışmasında kendisinin annesinden ayrı ama bir o kadar da yakın hissetmesine yardımcı olur. Hayatın ilerleyen zamanlarında ise annenin yaşlandığı ve kızına daha fazla ihtiyaç duyduğu, belki de çocuğun anne, annenin çocuk olduğu dönemde ise ilişkilerinde başka bir dönüşümü gerektirecektir. Bir kadının kendi çocuğuna anneliği kendi annesinden öğrenmesi gibi, şimdi bu anneliği kendi annesine sunması gerekecektir. Anne-kızın dayandığı nokta daha hayatın en başından itibaren birlikte oluşturdukları ilişkinin sonuna gelirken en baştaki ilişkiye yeniden dönülmesidir. Ancak bu sefer annenin kızına kendini bırakabilmesi ve güvene bilmesine, kızın ise kendi annesine bakım verebilmesine, ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir işlevsellikte olmasına ihtiyaç vardır.

Şebnem Orhan
Uzman Klinik Psikolog

Ayın Dosyası

  • Nasıl Bir Anaokulu? +

    Anaokulu sadece çocuk için değil, anne-baba içinde evden dış dünyaya geçişi temsil eder. Daha önce evde kendi denetiminde bakılan çocuk, Devamını Oku
  • Çocuğum İlkokula Hazır mı? +

    Ilkokula geçiş hemen her çocuk için hem heyecan verici hem de zorlayıcıdır. Kuralların olduğu ve artık oyunun yerini dersin aldığı Devamını Oku
  • Anaokuluna Başlarken +

    Aile içinde temelleri atılan eğitimin ikinci adımı, ilköğretim ile aile arasında bir köprü vazifesi kuran anaokuludur. Devamını Oku
  • Nasıl Bir İlkokul? +

    Ortalama bir anne-baba çocuklarının iyi bir eğitim alması, birey olarak kendini donatabilmesi, hayatını geçindirecek iş sahibi olmasıyla ilgili hayalleri vardır. Devamını Oku
  • Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Kazandırma +

    Tuvalet alışkanlığı çocuğun birey olma yolunda önemli gelişim aşamalarından birini oluşturur. Kendi bedenini ve işleyişiyle ilgili öğreniminde önemli bir rol Devamını Oku
  • 1

Kısa Kısa

Araştırmalar, öğrencilerin öğrenmek için en çok tercih ettiği “altını çizme” ve “tekrar tekrar okuma” yöntemleri çocuklarda ve lisans öğrencilerinde başarı şansını düşürdüğünü göstermektedir. Altını çizmek sonradan şematik bir şekilde özet çıkarmak için ilk basamak olarak kullanıldıgında verimli olduğu görülmektedir. 2. Kez okumak öğrenmek için önemli iken 2’den sonrasında verim düşmektedir. Sadece altını çizmek ve tekrar tekrar okumak muhakeme ve düşünmeyi desteklemediği gibi konular arasındaki bağlantıyı kurmayı da engellemektedir.