Okul Çağı Çocuğunun Duygusallığı

Daha önceden herhangi bir eğitim kurumuna devam etsin ya da etmesin, çocukların altı ila yedi yaşlarında okula başlamaları uygundur. Bunun nedeni bu dönemin, daha önceki yaşlardaki çatışmaların, kimlik karmaşasının nispeten çözüldüğü, çocuğun içsel çatışmalardan ve aileden uzaklaşıp dikkatini ve ilgisinin evin dışına okula yönlendirebildiği bir dönem olmasından kaynaklanır. Çocuğun daha önceki dönemlerdeki kız-erkek arasındaki cinsiyet farklılıkları ve anne-babasıyla ilgili özdeşim karışıklıkları bu dönemde bir anlamda üstü örtülmiş günlük yaşama nispeten yansıması kısıtlanmıştır.

Tüm bunlar bu süreçte tamamen ortadan kalkmamakla birlikte, ebeveyn rolleri ile doğrudan ilişkili olan cinsel dürtüler ve ilgiler çoğunlukla bastırılmıştır. Okulçağı çocukları gözlendiğinde cinsel merak ve heyecanların 7 ile 10 yaş aralığında kısmen kaçınılmış ve inkar edilmiş olduğu görülebilir. Aktiviler ve tutumların çoğunlukla içinde bulunduğu ortama uyum üzerinden yaşandığı, ebeveyne bir anlamda bağımlılığın arttığı, özellikle bedenine gelebilecek tüm zaralı şeylerden kaçınıldığı, zaman zaman endişe boyutunun yoğun olduğu gözlenebilir. Bu tür kaygılarla akıl yürütme, şakaya vurma, takıntılı ilgi alanları oluşturma, bir takım karakterleri yüceltme gibi savunmaların sıklıkla kullanıldığı görülür.

Bu dönemde, çocuklar önceki dönemlerden getirdikleri dürtüleri, özlemleri bastırmak ve onlarla baş edebilmek için geliştirdikleri akıl yürütme yöntemini sağlamlaştırmak için sosyal becerilerini, duyusal yönlerini ve mantıklı düşünme yöntemlerini kullanırlar. Çocuğun ailesi dışında dış dünyayı da keşfe çıkması, arkadaşlar ve gruplara bağlanmak çocuk için kendi bireyselliğine yatırım yapabilmesi için önemli bir aracı olacaktır. Artık var oluşlarının temelleri aile içindeki ilişkilerden, annne-babanın yetişkin yaşantısını meraktan sosyal çevre, arkadaş grupları ve okul aracılığı ile de yeni bilgileri öğrenme, keşfetme şansına sahip olacaklardır.

Okul öncesi dönemdeki, kendi cinsindeki ebeveyniyle yaşadığı rekabet, okul çağğı döneminde arkadaşlarla olan ilişkiler ve oyunlarda açığa vurulma fırsatı bulacaktır. Dışa vurulmak istenen dürtüler kendilerini gösterecek daha geniş bir alana ihtiyaç duyarken yaratıcı ve mantıklı şekillerde dışa vurulabilecektir. Bu dönemde, çocuk vicdan gelişimi doğrultusunda ihtiyaçlarını ve ödüllendirmeyi daha çok pekiştirme olanağı bulacaktır. Sosyal ilişkilerinde aldatmak, yalan söylemek ile dürüst olmak, doğru söylemek, kuralları ihlal etmek ile uymak, başlarıyla empati kurmak gibi kavramlar üzerine düşüneceği deneyimler yaşayarak kendi doğru ve yanlış algılarını oluşturacaktır. Bu dönemde ortaya çıkabilecek, aşırı düzenli olmak ve hobilere karşı olan takıntılı tutumlar çocuğun bu vicdan gelişiminin daha önceki dönemde hissettiği duygulardan kaçınmak için geliştirdiği iyi huylu savunma mekanizmasıdır. Bu savunma mekanizması mantıksal düşüncenin ve bilişsel aktivitelerin ön plana alınması ve işlevselliğinin ağır basmasıyla oluşmaktadır.

Okulçağı döneminde, çocuk günlük aktivitelerde, kendi öz bakım becerilerinde ve dış görünüşü hakkında karar verme konusunda bireyselliğini ortaya koymaya ve kendi kendisini yönetme becerisini kazanmaya başlar. Sistematik düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirebilir, öfkeyi tolere etme ve buna bağlı ortaya çıkan tatmin olma duygusuyla bağlantılı hale getirir. Bu gelişim çocuğun akranlarıyla olan ilişkilerinin güçlendirmesine yardımcı olmaktadır . Aynı zamanda en iyi arkadaş olarak tanınan akranlar rekabete girilen, tanımlanan, beğenilen ve taklit edilen yeni kişiler olarak kabul edilebilmektedir.

Duygusal gelişim bir önceki gelişimsel dönem üzerine inşa olur. Dolayısıyla okul öncesi dönemden bir takım duygusal yüklerle gelen çocukların okul çağında bunların izlerini yaşayabilceği düşünülebilir. Uyku güçlükleri, kabuslar, hırsız, yaralanma ve ölümle ilgili endişeler, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon bozuklukları, öğrenme zorlukları bunlardan bazılarıdır. Bireyselleşme anlamında önemli bir aşama olarak yaşanacakken ebeveyne daha bağımlı konuma girerek daha önceki döneme ait çatışmalardan kaçınma çabasına girebilir Diğer yandan, bilişsel kapasitenin gelişmesi, arkadaş gruplarına katılımın artması, akademik ve ders dışı aktiviletere olan ilgi ve beceriler, bu dönemdeki çocuğun daha önceki dönemde var olan çatışmaları daha olumlu olarak ele aldığı, bu çatışmalardan uzaklaşmaya da yardımcı olmaktadır.

Şebnem Orhan
Uzman Klinik Psikolog

Ayın Dosyası

  • Nasıl Bir Anaokulu? +

    Anaokulu sadece çocuk için değil, anne-baba içinde evden dış dünyaya geçişi temsil eder. Daha önce evde kendi denetiminde bakılan çocuk, Devamını Oku
  • Çocuğum İlkokula Hazır mı? +

    Ilkokula geçiş hemen her çocuk için hem heyecan verici hem de zorlayıcıdır. Kuralların olduğu ve artık oyunun yerini dersin aldığı Devamını Oku
  • Anaokuluna Başlarken +

    Aile içinde temelleri atılan eğitimin ikinci adımı, ilköğretim ile aile arasında bir köprü vazifesi kuran anaokuludur. Devamını Oku
  • Nasıl Bir İlkokul? +

    Ortalama bir anne-baba çocuklarının iyi bir eğitim alması, birey olarak kendini donatabilmesi, hayatını geçindirecek iş sahibi olmasıyla ilgili hayalleri vardır. Devamını Oku
  • Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Kazandırma +

    Tuvalet alışkanlığı çocuğun birey olma yolunda önemli gelişim aşamalarından birini oluşturur. Kendi bedenini ve işleyişiyle ilgili öğreniminde önemli bir rol Devamını Oku
  • 1

Kısa Kısa

Araştırmalar, öğrencilerin öğrenmek için en çok tercih ettiği “altını çizme” ve “tekrar tekrar okuma” yöntemleri çocuklarda ve lisans öğrencilerinde başarı şansını düşürdüğünü göstermektedir. Altını çizmek sonradan şematik bir şekilde özet çıkarmak için ilk basamak olarak kullanıldıgında verimli olduğu görülmektedir. 2. Kez okumak öğrenmek için önemli iken 2’den sonrasında verim düşmektedir. Sadece altını çizmek ve tekrar tekrar okumak muhakeme ve düşünmeyi desteklemediği gibi konular arasındaki bağlantıyı kurmayı da engellemektedir.