Kardeş İlişkileri

Kardeş ilişkilerinde yaşanan çatışmalar çoğu zaman ailenin gündeminde önemli bir yer tutar. Anne-babalar kardeşlerin birbirleri hakkında söyledikleri olumsuz sözlerden, tavır ve davranışlardan rahatsız olurlar ve ilişkilerine müdahale ederler. Anne-babaların bu tahammülsüzlükleri kardeşler arasındaki ilişkiyle ilgili kendi atıf ve beklentileriyle doğrudan ilişkilidir. Aralarında çatışmaların yaşanmaması, ya da kendilerini mutsuz hissetmemeleri için ellerinden geleni yaparlar.

Örneğin; yeni kardeşi geldiğinde büyük olanın yaşadığı zorluklarda çoğunlukla anne-baba kendini suçlu hisseder çünkü kendilerinin buna neden olduğunu düşünürler. Ya da küçük çocuğun büyüğe göre daha zayıf ve yetersiz olduğu düşüncesiyle ona arka çıkar ve diğerinin abi/ablalık yapmasını ister. Kimi zaman da kendisinin kardeş sıralamasındaki yeri ve daha önceki yaşadıkları sonucunda kardeşlerden biriyle özdeşim kurup onun kendini iyi hissetmesi için elinden geleni yapar. Bütün bu çabalar kardeşler arasındaki ilişkinin kendi doğal akışında gitmesini engeller.

Oysa her ilişkinin doğası uyumlu ve keyifli zamanların olduğu gibi çatışmalı ve üzücü durumların yaşanmasını gerektirir. Eve yeni biri geldiğinde nasıl ki büyük olanın anne-babanın ilgisini paylaşması kabul etmesi zor bir süreçse, küçük olanın da her zaman kendisinin önünde, kendisinden daha iyi bir şeyleri başaran bir büyüğünün olması da o kadar zordur. Anne-baba da çocuklarının birbirlerini kıskanmamaları için yaptığı her çaba, tam tersi olarak kıskanmalarına neden olur.

Gerçekte kardeş ilişkisi evdeki diğer ilişkilerde yaşanan iniş-çıkışlarda olduğu gibi hayatın küçük bir provası niteliğindedir. Büyük olanın biricik oluşu sarsılırken paylaşmayı öğrenir. Aynı zamanda büyükler karşısında kendini yalnız hissederken kendisinin yanına bir yandaş edinmiştir. Küçük olan da belki yetersizlik duyguları yaşar ancak daha ileriye gitmeye, gelişmeye ve büyümeye dair istek de uyanır. Kıskançlık, rekabet, öfke gibi duygular baş edilmesi zor duygulardır. Ancak bunlar dile geldiğinde, serbestçe ifade edildiğinde kendi içinde tamir olabilir. Bu noktada anne-babanın görevi diğer yaşanan zorluklarda olduğu gibi iyi bir dinleyici olmak ve kesinlikle haklı ya da haksızı bulmaya çalışan, taraflı dinleyen bir konuma girmemektir. Ancak bu şekilde kardeşler adaletsiz olunduğu duygusunu bertaraf edip, kendi içlerinde çözüm yolu bulmayı öğrenirler. Zaman içinde kendi çözümlerini bulup, uzlaşma yolları oluşturdukça birlik olup, birbirlerini de desteklemeyi öğrenirler.

Şebnem Orhan
Uzman Klinik Psikolog

Kısa Kısa

Özellikle bir yaşından önce uzun süre ekrana (tv, bilgisayar, Ipad, telefon vs.) bakan çocukların ileride epilepsi nöbet geçirme riski büyük ölçüde artmaktadır. Bunun sebebi televizyondaki sahnelerin ve geçişlerin gerçek hayata oranla çok daha hızlı olmasıdır. 1 ile 2 yaşına kadarki beyin gelişimi bunları sağlıklı bir şekilde algılamak için yetersiz kaldığı belirtilmektedir.