Çocuğum İlkokula Hazır mı?

Ilkokula geçiş hemen her çocuk için hem heyecan verici hem de zorlayıcıdır. Kuralların olduğu ve artık oyunun yerini dersin aldığı bu yeri ortamda hemen her şey değişmiştir. Annenin dilinden, okulun diline geçilmiştir. Sembolik olarak hiçbir kural ve sınır tanımayan özel bir dil olan anadilinin farklı bir yüzü ile tanışmaktadır artık çocuk; yazmak, okuyabilmek, aslında bildiği dili bir başka şekilde tekrar öğrenmektir. Artık sadece annedili değildir de dil bilgisi olan, kuralları olan genel bir dildir.

Yazabilmek için çocuğun bedeninin zihinsel ve ruhsal anlamda artık tamamen kendine ait olması gerekmektedir. Çocuk yazı yazarken kendi elini kullanır, kimse kendi yerine yazı yazamaz. Herkesin kendi el yazısı vardır. Bu da bir anlamda bedeninin ruhsal olarak da annenin bedeninden tamamen ayrılmasını gerektirir. Babayla başlayan, anaokuluyla devam eden süreçte artık çocuk ilkokulda kendi başınadır. Artık okuldaki sorumluklar kendi sorumluluğudur. Kendi masası, dolabı, çantası, ödevi ile ilgili sorumluluklar ancak kendi sorumluluğu olduğu kendisine hissetirilirse, benimseyeceği ve üstleneceği sorumluluklardır. Bazen ebeveynlerin “Ödevimiz...”, “Okula geç kalıyoruz...” gibi ifadeler kullandığı gözlenir. Bu bir anlamda bu ayrışamamaya işaret gibidir.

Hazırlık sınıfındaki çocuğunuzun nasıl bir yapıya sahip olduğunu hakkında artık daha çok bilgiye sahipsinizdir. İlkokula başlayacak çocuğun nasıl bir çocuk olduğu stres faktörü, sosyalleşme gibi konular önemlidir. Akademik olarak çok parlak ve istekli bir çocuk sınav ve başarı odaklı bir okula gitmekte hiç zorlanmazken, hayal kurmaya daha çok vakit ayıran bir çocuk böyle bir okulda zorlanabilir. Belki de böyle bir çocuk resim yapmayı harf ya da matematiğe tercih ettiği için yaratıcılığını cesaretlendirebilecek,  eğitim kadar sanatçı tarafını doyurabilecek çalışmalara önem verecek bir okula ihtiyacı olabilir. Dolayısıyla bir çocuğa uygun olan, diğer çocuğa uygun olmayabilir. Bu nedenledir ki bir okulla ilgili farklı ailelerden farklı yorumlar dinlemek mümkündür. Ailelerin okuldan beklentileri farklılık gösterir. Okul seçimini elbette ki anne baba yapar fakat diğerlerini eledikten sonra geriye kalan 2-3 okul arasında yapılacak seçimde ise çocuğun fikri alınarak ona kendi gideceği okulla ilgili aktif bir rol verilebilir. Artık günümüzde kayıt öncesi birçok okul çocuğu görmek isteyip, bir takım testler uygulamaktadırlar. Bu süreçte çocuğa hiçbir açıklama yapmadan bir okuldan öbürüne, bir değerlendirme görüşmesinden öteki okulun sınavına götürmek endişe verici olabilir. Basit bir dille ona en uygun ve iyi olanı seçmeye çalışıldığını anlatmak çocuğa duruma alışmasına yardımcı olur.

İlkokul anaokuldan farklı olarak çocukların yetişkin eşliği olmadan da kendi ihtiyaçlarını gördüğü bir ortamdır.  İlkokula başlarken, bu nedenle özbakım becerilerinin gelişimi ayrı önem taşır. Tuvaletini yalnız başına yapabilmesi, elbiselerini ıslatmadan yüzünü yıkayıp, kurulayabilmesi, kendi yemeğini kendisinin yemesi, düğmelerini ilikleyip çözmesi, kendi başına giyinip soyunabilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde defteri, çantası, ceketi gibi kendi eşyalarına sahip çıkabilmesi, evden okula, okuldan eve bunları zihninde taşıyıp, hatırlayabilmesi gerekir. Okul çağı çocuğunun artık dürtülerini kontrol edebilmesi, kurallara uygun davranışlar sergileyebilmesi, dersi dinlerken, sırada beklerken kendi başına kalıp, enerjisini kontrol edebilmesi gerekir. Aynı zamanda bir yetişkinin desteği olmadan da arkadaşlık başlatıp sürdürebilmesi,  belli ölçüde gerilim ve öfkeyle baş edebilmesi, sadece okul kurallarına değil oyun kurallarına da uyabilmesi de beklenir. İlkokulla birlikte artık kalem sadece resim yapma değil yazı yazma aracıdır. Bu nedenle ince motorun yeterince gelişmiş olması da gerekmektedir. Genel olarak farklı geometrik şekilleri tanıması ve çizmesi beklenirken, tam bir insan resmi çizmesi de hem kavramsal olarak, hem de ince motor olarak yeterince gelişmiş olduğuna işaret eder. Kelime oluşturmak için yanyana harflerin geldiğini kavraya bilmesi için sıralama becerisinin de gelişmiş olması gerekir. Sesin sembolik karşılığını olduğunu algılayabilmeli, sebep-sonuç ilişkisi kurabilip, “Odandan kitabını al, sonra bana getir, yanıma otur okuyalım” gibi birden fazla yönergeyi yerine getirebilmelidir.  Aynı zamanda adres, doğum tarihi, gittiği okul gibi kişisel bilgileri aklında tutabilmeli, dün-bugün-yarın gibi zaman kavramlarını doğru şekilde kullanıp zaman kavramını anlayabilmesi gerekir. Böylece okulda derslerin süresi, ders ile tenefüs arasındaki ritmi algılayıp uyum sağlayabilir.  

Çocuğun okul hayatına uyum gösterebilmesi için gerekli olan sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor becerilerinin gelişiminin büyük bir çoğunluğu anaokulundaki süreçte 6 yaşına kadar gelişir. 5 yaşında bir çocuğun dürtüsel davranışları çoğunlukla devam etmektedir; beklemek, kurallara uymak onun için zor olabilir. Bir çocuğun ilkokula gitmeyi istemesi, okula severek isteyerek gitmesi yine bu dönemlerde aşılanır. İlk tecrübeler sonraki okul hayatında da belirleyici olur. Okula gitmek istemeyen çocuklarına neden diye sormayan aksine görmemezlikten gelip üstünü kapayan ailelerde durum daha iyiye gitmez. Çocuklara neden okula gitmek istemedikleri sorusu sorulabilir; evde çocuğun duygu ve düşüncelerini, okulda zorlandıkları anları anlamaya çalışan ama kararlı tutumlarından da ödün vermeyen bir ailenin varlığı bu gibi durumlarla baş etmek için yardımcı olacaktır.  Her konuda olduğu gibi okulla ilgi de olumlu ve olumsuz duyguların paylaşılabilmesi önemlidir.

Evde başlayan, anaokulundan sonra ilkokulda devam eden eğitim süreci yapılandırılmış ortamda eğitimin devam etmesindeki yeni bir adımı oluşturur. Burası oyun çağından okulçağına geçişi temsil eder, yani çocukluğun ayrı bir dönemini de yansıtır. Artık çocuktan beklenen oyun yerine çalışmak, öğrenmek ve ders yapmasıdır. Bu sadece çocuk için değil anne-baba içinde önem taşır. Artık çocukları büyümüş ve kendilerinden farklı bir alana yatırım yapmasını kabullenmeleri gerekmektedir. Ayrıca, kendi gelişimlerindeki benzer dönemlerle ilgili duyguları, deneyimleri yeniden canlanabilir. Okul seçimi yaparken kendi çocukluk yaşantılarının ışığında yaparlar. Kimi zaman seçtikleri okul çocukları kadar, kendilerinin çocuk oldukları zamanı da tatmin edebilmesi beklenir.

Şebnem Orhan
Uzman Klinik Psikolog

Ayın Dosyası

  • Nasıl Bir Anaokulu? +

    Anaokulu sadece çocuk için değil, anne-baba içinde evden dış dünyaya geçişi temsil eder. Daha önce evde kendi denetiminde bakılan çocuk, Devamını Oku
  • Çocuğum İlkokula Hazır mı? +

    Ilkokula geçiş hemen her çocuk için hem heyecan verici hem de zorlayıcıdır. Kuralların olduğu ve artık oyunun yerini dersin aldığı Devamını Oku
  • Anaokuluna Başlarken +

    Aile içinde temelleri atılan eğitimin ikinci adımı, ilköğretim ile aile arasında bir köprü vazifesi kuran anaokuludur. Devamını Oku
  • Nasıl Bir İlkokul? +

    Ortalama bir anne-baba çocuklarının iyi bir eğitim alması, birey olarak kendini donatabilmesi, hayatını geçindirecek iş sahibi olmasıyla ilgili hayalleri vardır. Devamını Oku
  • Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Kazandırma +

    Tuvalet alışkanlığı çocuğun birey olma yolunda önemli gelişim aşamalarından birini oluşturur. Kendi bedenini ve işleyişiyle ilgili öğreniminde önemli bir rol Devamını Oku
  • 1

Kısa Kısa

Araştırmalar, kış aylarında doğanların diğer mevsimlerde doğanlara göre, kadınların da erkelere göre sabahları daha üretken olduklarını göstermiştir.