Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Kazandırma

Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Kazandırma

Erken çocukluk dönemi kendi içinde birçok değişimi ve zorluğu barındırır. Bağımsız birey olma yolunda bir gelişim gösterirken kendi bağımsızlığı ile başkalarının kabulü ve onayı ile ilgili hassas bir dengeyi oluşturma çabasındadır. Anne-babası tarafından bağımsızlığı için yeterince desteklenen, girişimciliği nedeniyle cesaretlendirilen çocuklar kendine güvenlerini kazanma yolunda önemli bir adım atmış olurlar.

Tuvalet alışkanlığı da çocuğun birey olma yolunda önemli gelişim aşamalarından birini oluşturur. Kendi bedenini ve işleyişiyle ilgili öğreniminde önemli bir rol oynar. Yetişkinlerin bedenine olan yaklaşımları, çocuğun kendi bedeniyle ilişkisini belirleyicisi olur. Bu süreçte kendi bedensel ihtiyaçlarını anlamayı, bunların sorumluluğunu almayı ve kendi bedensel sınırlarını öğrenir. Zamanında ve doğal gelişimin bir parçası olarak kazanılan tuvalet alışkanlığı çocuğun kendi bedenin kontrolünün kendi elinde olduğunu hissettirmiş olur. Temizlik, titizlik, aynılık gibi konulara gereğinden fazla tutunmasını engeller. Tuvalet alışkanlığı çoğu zaman çocuğun negativist ve benmerkezci olduğu iki yaş dönemi civarında kazanıldığı için, bu dönem çocuğun dirençli olduğu, başkalarından gelen önerilere hemen uyum göstermediği, çatışmanın sıklıkla yaşandığı bir döneme denk gelmektedir. Ebeveyn ile çocuk arasında çatışma olmadan uzlaşılan bir süreç olarak yaşandığında çocuğun kendisinin kontrol edebileceği bir alan oluşturduğu için bir anlamda duygusal olarak olgunlaşıp, daha uyumlu olmasına yardımcı olur.

Devamını oku: Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Kazandırma

Nasıl Bir İlkokul?

Nasıl Bir İlkokul?

Anne-baba çocuğunun gelişimi sürecinde farklı sorumlulukları hisseder ve birçoğunu yerine getirme çabası içindedir. Bebeklik döneminde temel ihtiyaçlarını karşılayan, koruma ve bakma sorumluluğunu taşıyan anne-baba, çocuğunun yaşı büyüdükçe başkalarıyla birlikte taşıyacağı, hatta emanet edeceği sorumluklar yer alır. Eğitim bunlardan biridir, birçok anne-baba için bu çok temel bir sorumluluktur.

Ortalama bir anne-baba çocuklarının iyi bir eğitim alması, birey olarak kendini donatabilmesi, hayatını geçindirecek iş sahibi olmasıyla ilgili hayalleri vardır.  Dolayısıyla, doğru seçimi yaptıklarından emin olmak isterler. Ancak bunu anlamak için zaman gerekebilir. Okulların ilk yılı genelde çocuk ve ailesinin kurumla tanışması için bir fırsat verir. Okul, öğrenci ve ailenin yeterince uyum sağlayamadığı durumlarda farklı bir kurum arayışına gerekebilir. Bu durumda çocuğu hem okuldan, hem de öğretmen ve arkadaşlarından ayrılığa hazırlamak ve vedalaşması için bir fırsat vermek gerekebilir. Anne-babanın da bu gibi bir değişimin olabileceğini daha başlangıçtan itibaren düşünebilmesi de duruma yardımcı olacaktır. Her seçim en iyi seçim olamayabilir, ancak son seçim de değildir.

Devamını oku: Nasıl Bir İlkokul?

Nasıl Bir Anaokulu?

Nasıl Bir Anaokulu?

Anaokulu sadece çocuk için değil, anne-baba içinde evden dış dünyaya geçişi temsil eder. Daha önce evde kendi denetiminde bakılan çocuk, şimdi daha kurumsal olan başkalarının eğitim ve öğretimine devredilmektedir. Dolayısıyla bu durum ebevveynlerde kendileri için çok değerli çocuklarını hem mekan, hem kişi özelinde seçici olmayayı gerektirir.

Anaokuluna yeni başlayan bir çocuk, alışma sürecini aştıktan sonra aslında bir anlamda kendisine yepyeni bir dünyanın da kapısını açmış olur. Yeni ve birbirinden farklı çocuklar, kendini yakın ya da uzak hissettiği yetişkinler, genelde kendi yaşına uygun döşenmiş bir ortam, yapılan aktivitelerle  yeni bir dünyadır bu. Anaokulunda yapılan aktiviteler çocuğun hem fiziksel, hem de zihinsel ve ruhsal gelişimine eşlik etmelidir. Psikomotor gelişiminde ince motor kaba motor, beden algısı önemlidir. Kendi bedensel yapabilirlikleri, kendi sınırları, bireysel farklılıkları ile büyürken kendini önce bedensel olarak var olan biri olarak tanıması ve kabulu gerekir. Bilişsel gelişimi destekleyen dil gelişimi, sosyal ilişkileri ve bu sosyal ortamda kendine yer edinebilme becerisi, problem çözme becerisi, özbakım becerilerinin destekleneceği bir eğitim çocuğu küçük gruptan büyük gruba geçerken yanında yetişkin olmadan da problem çözebilmesine yardımcı olur. Anaokulundaki eğitim bir yetişkinin eşliğinde olmasının önemi vardır. Çocuğun sürekli yetişmeye çalıştığı bir tempoda olmaması, her çocuğun kendi sürecine saygı gösteriliyor olması, dolayısıyla da bireyselliğini göz önünde bulunduran bir ortama ihtiyacı vardır.

Devamını oku: Nasıl Bir Anaokulu?

Çocuğum İlkokula Hazır mı?

Çocuğum İlkokula Hazır mı?

Ilkokula geçiş hemen her çocuk için hem heyecan verici hem de zorlayıcıdır. Kuralların olduğu ve artık oyunun yerini dersin aldığı bu yeri ortamda hemen her şey değişmiştir. Annenin dilinden, okulun diline geçilmiştir. Sembolik olarak hiçbir kural ve sınır tanımayan özel bir dil olan anadilinin farklı bir yüzü ile tanışmaktadır artık çocuk; yazmak, okuyabilmek, aslında bildiği dili bir başka şekilde tekrar öğrenmektir. Artık sadece annedili değildir de dil bilgisi olan, kuralları olan genel bir dildir.

Yazabilmek için çocuğun bedeninin zihinsel ve ruhsal anlamda artık tamamen kendine ait olması gerekmektedir. Çocuk yazı yazarken kendi elini kullanır, kimse kendi yerine yazı yazamaz. Herkesin kendi el yazısı vardır. Bu da bir anlamda bedeninin ruhsal olarak da annenin bedeninden tamamen ayrılmasını gerektirir. Babayla başlayan, anaokuluyla devam eden süreçte artık çocuk ilkokulda kendi başınadır. Artık okuldaki sorumluklar kendi sorumluluğudur. Kendi masası, dolabı, çantası, ödevi ile ilgili sorumluluklar ancak kendi sorumluluğu olduğu kendisine hissetirilirse, benimseyeceği ve üstleneceği sorumluluklardır. Bazen ebeveynlerin “Ödevimiz...”, “Okula geç kalıyoruz...” gibi ifadeler kullandığı gözlenir. Bu bir anlamda bu ayrışamamaya işaret gibidir.

Devamını oku: Çocuğum İlkokula Hazır mı?

Anaokuluna Başlarken

Anaokuluna Başlarken

Aile içinde temelleri atılan eğitimin ikinci adımı, ilköğretim ile aile arasında bir köprü vazifesi kuran anaokuludur. Aslında kelime olarak da bu köprüyü ifade eder. Bir yanda çocuğu kabul eden, sakinleştiren ve şefkatle saran bir “ana” yı, içinde uyması gereken kurallar, öğrenme süreci temsil eden bir kurum yani “okul”u içerir. Çocukluk yıllarındaki beyin gelişiminin büyük bir bölümü ilk altı yaşta tamamlandığı birçok yerde ifade edilir.

Bunun anlamı gelişime uygun yeni uyaranların varlığı ile beyinde birbiriyle ilişkide olan bölgelerin etkileşimlerinin artması dolayısıyla beyin işlevlerinin gelişmesi ve ileride edinilen bilgilerin, becerilerin bu gelişime uygun olarak daha rahat edinilmesini içerir. Ancak bu fazla uyaranın çocuğu daha sağlıklı yapacağı anlamına da gelmez. Çünkü zihinsel ve ruhsal sağlık el ele gider, birinin diğeri hazır olmadan öne geçmesi, çocukta içsel uyumusuzluğa neden olur. Bazı bireylerin çok zeki olmasına karşın, yaşına uygun olmayan, çocuksu yaklaşımlarında ya da başarısızlıkla ilgili tahammül edememesinde böyle bir uyumsuzluk söz konusu olabilir.

Devamını oku: Anaokuluna Başlarken

Tartışmanın Şahidi Çocuklar

Tartışmanın Şahidi Çocuklar

Çocukların sağlıklı duygusal gelişimi için gerekli olan şeylerin başında bir çoğumuzun da bildiği gibi kendilerini güvende hissetmeleri gelir. Anne-babaları çocuklarının ihtiyaçlarını olumlu duygularla sürekli ve tutarlı bir şekilde karşılayarak, zorluklar karşısında çocuklarını koruyup kollayarak güvenli ortamı sağlayabilirler. Ancak anne-babanın bu ideal yaklaşımı sağlaması her zaman mümkün olmayabilir.

Devamını oku: Tartışmanın Şahidi Çocuklar

Gelişim Sürecinde Kaygı

Gelişim Sürecinde Kaygı

Doğumla birlikte bebek, anne karnınından, alıştığı ve duyumsadığı ortamdan bambaşka bir ortama geçiş yaparken çok ilkel kaygılarla yüzyüze gelir. Bu yeni ortama alışma sürecindeki tek referansı karnındayken bir bağ kurduğu annesidir. Bu nedenle annesinin kokusunu, sesini ve yüzünü diğerlerinden çok erken bir zamanda ayırt eder. Erken dönemde bebeğin kaygıları açlık, yorgunluk, uyku, gaz ağrıları gibi bedensel duyumların yarattığı rahatsızlıklara dayandığı gibi en ilkel kaygılardan bir olan yok olma kaygısını da yaşar.

Devamını oku: Gelişim Sürecinde Kaygı

Anne-Baba Arasındaki Tartışmalarda Çocuk

Anne-Baba Arasındaki Tartışmalarda Çocuk

Aile hayatı çocuk için en önemli öğrenme ortamıdır. Çocuk; öfkeyi, kızgınlığı, sevgiyi, hoşgörüyü evde yaşar ve öğrenir. Sevgi, acıma, anlayışlı olma gibi duygular öğütle çocuğa öğretilmez. Bu gibi duygular, çocuk tarafından anne-baba örnek alınarak yavaş yavaş öğrenilir. Diğer kızgınlık, öfke, hayal kırıklığı gibi insana ait diğer duyguları da tanıması gerekir. Fakat bu olumsuz duyguların nasıl dizginleneceği ve uygarca dışa vurulacağı da aile ortamında öğrenilir.

Devamını oku: Anne-Baba Arasındaki Tartışmalarda Çocuk

Çocuğun Gelişim Sürecinde Oyunun Yeri

Çocuğun Gelişim Sürecinde Oyunun Yeri

Çocuklar duygularını yetişkinler gibi anlamlandıramadıkları gibi duyguları hakkında da yetişkinler gibi konuşamazlar. Oyun, çocuğun duygularını, meraklarını ve ihtiyaçlarını ifade edebileceği bir alan sağlar. Gündelik yaşamda çocuk yetişkinlerce kontrol edilen bir dünyaya uyum sağlamak durumundadır. Oyun aynı zamanda çocuğa bu yetişkin dünyasından uzakta, kurallarını kendi koyabildiği ve böylece yaşamı üzerinde bir kontrol duygusu hissedebildiği bir yer açar.

Devamını oku: Çocuğun Gelişim Sürecinde Oyunun Yeri

Anneler ve Kızları

Anneler ve Kızları

Anne ile kız çocuğunun bedensel benzerliği daha başlangıçtan itibaren bu ilişkiyi özel kılar. Anne için bir kız çocuğu dünyaya getirmek kendisi için tanıdık, bildik olan ve kolaylıkla özdeşim kurabileceği bir bedenin doğuşunu temsil eder. Çocuğunu büyütürken geçen her evre devamlı olarak kendisinin gelişimine bilinçli ya da bilinçsiz olarak geri dönmesine neden olur. Her bebek için anne daha başlangıçtan itibaren ilk sevgi nesnesidir. Ancak kız çocuğu için anne, aynı zamanda cinsiyet kimliği için de özdeşim nesnesidir. Kız çocukları büyüdükçe kadınlığa ait özellikleri annesine bakarak edinir.

Devamını oku: Anneler ve Kızları

Annemi mi? Babamı mı?

Annemi mi? Babamı mı?

Çocukların takriben üç ila altı yaş arasında kendi cinsinden farklı olan ebeveyni kendine eş olmasını hayal ettikleri bir dönem vardır. Bu dönemde, erkek çocuğunun annesine ilgisi artmaya başlar, ancak babasının eşi olması nedeniyle büyük bir hüsran yaşar ve onunla rekabete girerek çatışmaya yaşar. Kızlar da benzer şekilde anneleriyle bir rekabet içine girip babalarının ilgisini çekme uğraşısı içine girerler. Hatta bunu büyünce anne ya da babalarıyla evleneceklerini söyleyerek, ve/veya anne-babaları birbirleriyle ilgilenmesini istemeyip ikisinin de ilgisini çekmeye çalışarak, birbirlerine sevgi gösterdiklerinde araya girerek ve geceleri uyumak için anne-baba yatağına girerek bu hayallerini günlük yaşama yansıtırlar.

Devamını oku: Annemi mi? Babamı mı?

Ayın Dosyası

  • Nasıl Bir Anaokulu? +

    Anaokulu sadece çocuk için değil, anne-baba içinde evden dış dünyaya geçişi temsil eder. Daha önce evde kendi denetiminde bakılan çocuk, Devamını Oku
  • Çocuğum İlkokula Hazır mı? +

    Ilkokula geçiş hemen her çocuk için hem heyecan verici hem de zorlayıcıdır. Kuralların olduğu ve artık oyunun yerini dersin aldığı Devamını Oku
  • Anaokuluna Başlarken +

    Aile içinde temelleri atılan eğitimin ikinci adımı, ilköğretim ile aile arasında bir köprü vazifesi kuran anaokuludur. Devamını Oku
  • Nasıl Bir İlkokul? +

    Ortalama bir anne-baba çocuklarının iyi bir eğitim alması, birey olarak kendini donatabilmesi, hayatını geçindirecek iş sahibi olmasıyla ilgili hayalleri vardır. Devamını Oku
  • Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Kazandırma +

    Tuvalet alışkanlığı çocuğun birey olma yolunda önemli gelişim aşamalarından birini oluşturur. Kendi bedenini ve işleyişiyle ilgili öğreniminde önemli bir rol Devamını Oku
  • 1

Kısa Kısa

Eğitim hayatında ya da mesleki yaşamda farklı disiplinler ve konular üzerine çalısmak hem hafızayı ve öğrenmeyi desteklemektedir, hem de çalıştığı alanı daha az sıkıcı ve daha ilginç kılmaktadır.